Klinik Notlar'a Dön
Nörofizyoloji2024-06-15

Bacaktaki Bir Nokta Uterusu Nasıl Etkileyebilir?

Akupunkturda Segmental Örtüşmenin Nörofizyolojik Görünümü

Dr. Kerem AL
7 dakika okuma
Medium'da da Oku
#akupunktur#SP6#Sanyinjiao#somitler#embriyoloji#WDR nöronları#Kapı Kontrol Teorisi#PAG#segmental örtüşme#nörofizyoloji

Giriş: Embriyolojik Temel



Akupunkturun mucizesi hakkındaki bazı konular her zaman ilgimi çekmiştir. Araştırdıkça, bu mucizenin altında yatan bilimsel gerçekleri keşfetmek, Çin tıbbına ve akupunktura olan inancımı her defasında biraz daha güçlendiriyor.



Örneğin, San Yin Jiao, "Üç Yin Kesişimi" noktası — diğer adıyla SP6. Bu bir dalak meridyen noktasıdır. Peki kadın uterusu, ya da daha doğrusu uterusun bulunduğu bölge ile nasıl bağlantı kurabiliyor? Bunu araştırırken, cevabı bulmak için bir insanın oluşumuna, embriyolojik döneme kadar geri gitmeniz gerektiğini fark ettim.



Fetal oluşum sırasında, paraksiyel mezoderm somit adı verilen bloklara ayrılır. Deri, kas, kemik ve iç organlar bu somitlerden oluşur. Bu dokular geliştikçe ve farklılaştıkça — komşu dokudan ayrılıp yeni bir anatomik yapıya dönüştükçe — sinir bağlantılarını da beraberlerinde sürüklerler. Başka bir deyişle, göç eden doku sinirini de yanında götürür.



Sonuç olarak, yetişkin bir insanın bacak derisi ile uterusu aynı omurilik sinir kökünü paylaşabilir. Bu gerçekten çarpıcı bir gerçektir.



Aynı şey kulak akupunkturu için de açıklayıcı bir temel sağlar. Kulaktaki akupunktur noktaları, çok farklı organlar ve yapılarla aynı sinir kökünü paylaşır — ve bu bağlantı da embriyolojik kökenleriyle açıklanabilir.



Bunun Önemi: Head Bölgeleri



Bu neden bu kadar önemli? Çünkü hem akupunkturun etki mekanizmasını açıklıyor hem de iç organlardaki hastalıkların neden bazen uzak bölgelerde hissedilebildiğini anlamamızı sağlıyor. Ayrıca, bu noktaları uyararak iç organlarda iyileşme sağlanabileceğini gösteriyor.



Bu bağlamda, Head Bölgelerinden bahsetmek gerekir. 20. yüzyılın başında, İngiliz nörolog Henry Head, iç organ hastalıklarında, o organla aynı omurilik segmentini paylaşan deri bölgelerinin anormal şekilde duyarlı hale geldiğini belgeledi. Yani, hasta bir böbreği olan birinin böbrek bölgesine karşılık gelen bel bölgesindeki deri, dokunma veya basınca karşı olağandışı bir duyarlılık kazanırdı.



Head bu bölgeleri haritaladı; bugün hala onun adını taşıyorlar. Bu gözlemin bizim için önemli kısmı şu: ilişki tek yönlü değil. Organ deriyi etkiler — ama deriyi ve deri altı kas dokusunu uyarmak da organı etkileyebilir. Çin tıbbında zang-fu organları bağlamında bildiğimiz bu çift yönlü ilişki, aslında sinir sisteminin anatomisiyle de doğrulanıyor.



WDR Nöronları: Omurilik Yakınsama Noktası



Omurilik dorsal boynuzunda, "Geniş Dinamik Aralık" — veya WDR — nöronları vardır. Bu nöronlar hem dokunmaya hem de ağrıya yanıt verebilir. Daha da önemlisi, bir WDR nöronu aynı omurilik segmentindeki hem iç organdan hem de deriden eş zamanlı sinyal alabilir.



Organ hastalandığında, bu nöronlara yoğun bir nosiseptif sinyal akışı başlar. Beyin bu yüksek yoğunluklu visseral sinyali yorumlamaya çalışırken, kaynağı yanlış yerelleştirir — ağrı organda değil, aynı segmentteki deri veya kasta hissedilir. Kalp krizi sırasında sol kola yayılan ağrı, böbrek taşında kasığa yansıyan ağrı — bunların hepsi bu mekanizmanın sonuçlarıdır.



Akupunktur iğnesi tam da burada devreye girer. İğneyi ağrının kaynağıyla aynı omurilik segmentini paylaşan bir somatik bölgeye yerleştirdiğimizde, o WDR nöron havuzuna rakip bir afferent sinyal gönderiyoruz. Bu somatik sinyal, bu nöronlar üzerinde visseral ağrı sinyaliyle doğrudan rekabet eder ve nosiseptif iletimi baskılar.



Kapı Kontrol Teorisi: Ağrı Kapısını Kapatmak



1965'te Melzack ve Wall tarafından tanıtılan Kapı Kontrol Teorisi, bu mekanizmanın omurilik düzeyinde nasıl çalıştığını açıklar. Ağrı sinyalleri ince, yavaş ileten C-lifleri ve A-delta lifleri ile taşınır. Akupunktur noktaları ise kalın, hızlı ileten A-beta liflerinden zengin bölgelerdir.



İğne uyarımı bu hızlı A-beta sinyallerini omuriliğe gönderir — yavaş ağrı sinyallerinden önce varırlar. Omurilikteki inhibitör internöronlar aktive olur, GABA ve enkefalin salınır ve ikinci sıra projeksiyon nöronları presinaptik olarak baskılanır. Kapı kapanır. Arkadan gelen ağrı sinyali spinotalamik trakta girmeden engellenir.



Bu nedenle, iğneyi ağrının kaynağıyla aynı segmental bölgeye sokmak çok daha etkilidir. Rekabetçi inhibisyon, liflerin sinaptik olarak buluştuğu noktada gerçekleşir. Doğru segment — güçlü etki. Yanlış segment — zayıf, dolaylı etki.



İnen İnhibisyon: PAG Bağlantısı



Ancak mekanizma sadece bu lokal kapı kapama etkisiyle sınırlı değildir. Sistemik bir analjezik katkı da vardır. İğneden gelen afferent sinyallerin bir kısmı lokal sinaptik filtreyi atlar ve spinotalamik ve spinoretiküler traktlar aracılığıyla beyin sapına ulaşır.



Burada, Periaqueductal Gri Madde — veya PAG — devreye girer. PAG, beyin sapında ağrı modülasyonunun ana merkezi olarak düşünülebilir; omuriliğe inen inhibitör yolakların çoğunu koordine eder. Locus Coeruleus ve Nucleus Raphe Magnus ile birlikte aktive olan bu yapılar, dorsolateral funikulus aracılığıyla aşağıya doğru serotonin ve noradrenalin salınımı yapar. Bu salınım aynı anda birden fazla omurilik segmentini etkiler — lokal kapı etkisinin çok ötesinde geniş bir analjezi alanı yaratır.



Ji-Sheng Han'ın çalışmaları bu tabloya kritik bir ayrıntı ekledi: bu inen sistemin aktivasyonu aynı zamanda endojen opioid sistemiyle de derinden bağlantılıdır. Düşük frekanslı elektroakupunktur beyin sapı ve hipotalamusda enkefalin ve endorfin salınımını artırırken — mu ve delta opioid reseptörleri aracılığıyla etki ederken — yüksek frekans uyarımı omurikte dinorfin salınımını, yani kappa reseptör aktivasyonunu ortaya çıkarır. Yani, frekans seçimi hangi opioid yolağın aktive edileceğini belirler. Bu, klinik tedavi tasarımı perspektifinden son derece somut bir çıkarımdır.



SP6 ve ST36: Anatomik Özgüllük



SP6 ve ST36 noktalarını düşündüğümüzde: SP6 tibial sinire yakın medial bacakta, ST36 ise derin peroneal sinir üzerinde ön bacaktadır. Her iki noktanın afferent lifleri de omuriliğe L4, L5, S1 ve S2 segmentlerinden girer. Bu segmentler aynı zamanda kolon, mesane ve üreme organlarından gelen visseral sinyalleri de alır. Bu noktaların dismenore, irritabl bağırsak sendromu ve pelvik taban disfonksiyonu için neden işe yaradığı, bu anatomik örtüşmeyle doğrudan açıklanabilir.



ST36'nın özel durumunda, son yıllarda daha da spesifik bir mekanizma ortaya çıkarıldı. Bu noktada, PROKR2-Cre ekspresyonu taşıyan özel duyusal nöronlar vardır ve bunlar sadece arka bacak fasyasında yoğun terminaller gösterir. Düşük yoğunluklu uyarımla, bu nöronlar genel ağrı yolaklarını atlayarak doğrudan medulla'daki Nucleus Tractus Solitarius'a projeksiyon yapar ve vagal-adrenal ekseni aktive eder. Bu refleks sistemik enflamasyonu baskılar ve bağırsak motilitesini düzenler. ST25 gibi karın noktalarından aynı etki elde edilemez — çünkü o bölgede bu PROKR2 sinir terminalleri mevcut değildir. Bu nokta özgüllüğü, nöroanatomik haritalamadan türetilmiş somut bir bulgudur.



Sham Akupunktur Üzerine



Klinik çalışmalarda sıkça kullanılan "sham akupunktur" yöntemleri — yani iğne sokma simülasyonu veya yanlış noktalara uygulamalar — aslında nörolojik olarak hiç de aktif değildir. Deri ve fasya A-beta ve A-delta liflerinden zengindir. Bu nedenle, yanlış bir noktaya uygulanan yüzeysel uyarım, aynı dermatomda bulunduğu sürece bir dereceye kadar omurilik kapısını ve inen inhibisyonu tetikler.



Ancak şunu vurgulamak önemlidir: gerçek akupunktur noktaları rastgele seçilmiş deri alanları değildir. Bu noktalar, tarihsel süreçler boyunca deneyimle belirlenmiş, A-beta lif yoğunluğu yüksek, spesifik sinir yapılarına yakın ve ilgili segmental inervasyonla anatomik örtüşmeye sahip lokasyonlardır. Sham bir dereceye kadar etkili olabilir — ancak doğru noktanın sağladığı segmental duyarlılık, lif yoğunluğu ve visseral örtüşme kombinasyonunu yakalayamaz. Bu nedenle, sham kontrollü çalışmalar sistematik olarak gerçek akupunkturun etkisini olduğundan az gösteren sonuçlar üretir.



Sonuç



Segmental örtüşme, akupunkturun nasıl işlediğinin anatomik temelidir. Meridyen metaforu tarihsel olarak işlevsel ve tutarlı bir açıklama sunmuştur; ancak modern bilimsel diyalogda yetersiz kalır. Dermatomal, miyotomal ve visserotomal haritalama yoluyla yapılan nokta seçimi, artık sezgiden ziyade uygulamalı nöroanatomiden beslenen bir yaklaşım sunuyor.



Bununla birlikte, dürüst olmak gerekir: bilimsel görüntüleme ve analiz yöntemlerinin sınırları, henüz görünür hale getirilemeyecek pek çok şeyin varlığını kabul etmemizi gerektiriyor. 5000 yılı aşkın bir süredir kesintisiz olarak sürdürülen, geliştirilen ve milyonlarca insanın iyileşmesine katkıda bulunan bir tedavi geleneğinin tüm mekanizmalarını mevcut araçlarımızla tam olarak ölçememek, o geleneği değersiz göstermez. Aksine, mevcut kanıtlar — görüntülenebilen, ölçülebilen şeyler — bu tedavi yönteminin tutarlı ve değerli olduğunu yeterince ortaya koyuyor.



Umarım gelecekte, daha gelişmiş analiz yöntemleriyle, akupunkturun bilimsel gerçekleri şüpheci gözleri bile tatmin edecek şekilde gün ışığına çıkacaktır.


Kaynaklar

  1. Melzack R, Wall PD. Pain mechanisms: a new theory[Bağlantı]
    Science. 1965;150(3699):971-979.
  2. Head H. On disturbances of sensation with especial reference to the pain of visceral disease
    Brain. 1893;16(1-2):1-133.
  3. Han JS. Acupuncture and endorphins[Bağlantı]
    Neuroscience Letters. 2004;361(1-3):258-261.
  4. Cervero F. Visceral pain: mechanisms of peripheral and central sensitization
    Annals of Medicine. 1995;27(2):235-239.

⚕️ Tıbbi Sorumluluk Reddi: Bu makale akademik ve bilgilendirici amaçlıdır. Kişisel sağlık durumunuz için mutlaka bir sağlık profesyoneline danışın.