Migren: Zihnin Fırtınası, Bedendeki İsyan
Ağrı Tedavisi

Migren: Zihnin Fırtınası, Bedendeki İsyan

05.03.2024
5 dk okuma
Dr. Kerem Al

Zihnin Fırtınası, Bedendeki İsyan: Migren ve Baş Ağrılarına Klasik Bir Bakış

Başımız, modern tıbbi bakışla beyin organını koruyan kemik bir kafes gibi görünse de, klasik tıbbın binlerce yıllık bilgeliğinde "Tüm Yang'ın Buluşma Yeri" olarak kabul edilir. Klasik Çin tıbbının temel kaynaklarından Nan Jing (Zorluklar Klasiği) ve diğer kadim metinlerde açıkça belirtildiği üzere, "İnsan yüzü soğuğa tek başına dayanabilir, çünkü tüm Yang meridyenleri başa çıkar". Bu ifade, başın sadece düşüncelerin merkezi değil, vücuttaki en sıcak, en hareketli ve en süptil enerjilerin (Yang Qi) zirvesi olduğunu gösterir. Baş ağrısı veya migren dediğimiz durum, aslında bu zirveye ulaşması gereken temiz enerjinin yolunun kesilmesi ya da aşağıda kalması gereken bulanık enerjinin kontrolsüzce yukarı fırlamasıdır.

Jue: Enerjinin Ters Akışı ve Modern Yaşam

Günümüz insanı; ekran ışıkları, yoğun stres, uykusuzluk ve duygusal bastırılmışlıklarla bu hassas dengeyi sürekli zorlamaktadır. Klasik tıpta baş ağrıları, ağrının niteliğine ve yerine göre ayrılır. Klasik metinler, "Jue" (Ters Akış) baş ağrısı ile "Gerçek Baş Ağrısı"nı birbirinden ayırır. Modern tıbbın migren olarak tanımladığı, zonklayıcı, bulantı yapan ve ışığa duyarlılık yaratan tablolar, genellikle "Jue" yani enerjinin ters yönde, şiddetle yukarı hücum etmesi durumudur. Bu, genellikle Karaciğer sistemindeki bir "Yang Patlaması"dır.

Hareket mi, Oluşmuş Hastalık mı?

Ağrının karakteri bize hastalığın derinliği hakkında ipucu verir. Klasik tıp, hastalığın doğasını ayırt ederken şöyle der: "Hastalık Qi'de ise buna 'Hareket', Kanda ise 'Oluşmuş Hastalık' denir". Eğer ağrınız zonklayıcı, yer değiştiren veya ataklar halinde gelip giden (Hareketli) bir yapıdaysa, bu enerji seviyesindeki bir sıkışmadır. Ancak yıllardır süren, sabit, delici ve tek bir noktaya çakılı kalan kronik ağrılar, hastalığın artık Kan seviyesine indiğini ve damar ağını tıkadığını gösterir. Bu durumda sadece kasları gevşetmek yetmez, derin kan dolaşımını düzenlemek gerekir.

İlaçlar: Alarmı Susturmak, Yangını Görmezden Gelmek

Bu tablo karşısında sürekli ağrı kesici kullanmak, yangın alarmını susturup yangının kaynağını görmezden gelmek gibidir. İlaçlar ağrı sinyalini kesse de, klasik tıbbın uyardığı "Boşluğu (Eksikliği) daha da boşaltmak" hatasına düşülebilir. Kimyasal ajanlar, sindirim sisteminin merkez enerjisini soğutarak, başı besleyen temiz kanın üretimini sekteye uğratabilir. Bu da uzun vadede ağrı ataklarının sıklaşmasına yol açar.

Akupunktur: Gök ile Yer Arasındaki Kopukluğu Onarmak

Akupunktur, bu kaotik enerji trafiğini düzenleyen en köklü yöntemdir. Tedavideki amacımız, sadece ağrıyı dindirmek değil, "Gök" (Baş) ile "Yer" (Gövde) arasındaki kopukluğu onarmaktır. Uygulama sırasında, klasik prensipler uyarınca, sadece baş bölgesine değil, el ve ayaklardaki uzak noktalara iğneler yerleştirilir. Amaç, başa hücum eden aşırı basıncı aşağı çekmek ve başın ihtiyaç duyduğu besleyici kanı yukarı göndermektir.

İğneleme esnasında klasik tıbbın "De Qi" olarak tarif ettiği o özel hissin (ağırlık, yayılma, karıncalanma) oluşması hayati önem taşır. Bu his, tıkalı olan enerji kanalının açıldığının ve vücudun kendi iyileştirici gücünün devreye girdiğinin kanıtıdır. Modern bilim bunu serotonin veya endorfin salınımıyla açıklar; biz ise bunu, "Yin ve Yang'ın uyumlanması" olarak görürüz. Özellikle şakaklardaki veya tepedeki ağrılarda, ilgili organların (Safra Kesesi ve Karaciğer) enerjisi dengelendiğinde, bulantı ve ışık hassasiyeti de ağrıyla birlikte kaybolur.

Nabız Tanısı ve Kişiye Özel Tedavi Protokolü

Tedavi süreci, her hastanın "Nabzına" göre şekillenir. Klasik tıpta nabız tanısı, bize migrenin kökeninin stres (Karaciğer), sindirim bozukluğu (Dalak) veya hormonal/kök eksikliği (Böbrek) olup olmadığını söyler. Genellikle haftada iki seansla başlayan 8-10 seanslık bir kür, kronikleşmiş migren döngüsünü kırmak için yeterlidir. Hastalarımız sadece ağrılarının azaldığını değil, aynı zamanda uykularının düzeldiğini, zihinlerinin berraklaştığını ve duygusal olarak daha sakinleştiklerini fark ederler.

Sonuç olarak akupunktur; migren ve kronik baş ağrısında, ilaç bağımlılığı yaratmayan, yan etkisiz ve bedenin doğal hiyerarşisine saygı duyan bir çözümdür. Hedefimiz, klasik tıbbın "Üstün Hekim" ilkesiyle, hastalığı sadece semptomları bastırarak değil, bedenin kendi dengesini yeniden kurarak tedavi etmektir. Zihninizdeki fırtına dindiğinde ve Qi (yaşam enerjisi) yumuşak bir nehir gibi aktığında, ağrısız ve özgür bir yaşama yeniden merhaba dersiniz.

Dr. Kerem Al

Akupunktur ve Geleneksel Çin Tıbbı Uzmanı. Hastalarına bütüncül sağlık yaklaşımıyla hizmet vermektedir.

Online Randevu Al
Dr. Kerem Al | Urla Akupunktur Kliniği